Hatay: Ezan, Çan, Hazzan


Merhaba; Hatay Turumuzu yaza yaza anlata anlata son noktaya gelmek okadar zor ki okadar çok şey varki size anlatmak istediğim... 
Turumuz Adana'dan başladı İskenderun ve Antakya da bitti. Adana'ya vardık, havalimanında grubumuzu bekleyen klimalı lüks otobüslerimiz ile önce Adana’da tanınmış Yüzevler Kebap Evi’nde eşsiz kebabımızı yedikten sonra, otobüslerimizden inmeden kısa bir şehir turundan sonra İskenderun’a doru hareket ettik. İskenderundaki otelimiz HATAYLI OTEL'i idi. Otelimize yerleştikten sonra İskenderun’da Sahil şeridi, Payas Kalesi, Arsuz, İssos Harabeleri, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi ve Kervansaray‘ı ziyaret ettik. Bünyesinde şehrin en meşhur balık lokantasını bulunduran Iskenderun Yelken Kulübünde şahane balık ziyafetinden sonra tekrar geceleme için Hataylı Otel’e hareket gittik.

Tarih boyunca birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok kültürü engin hoşgörüsüyle aynı potada eriten ve bize sunan bu güzel şehir, Tarih kaynaklarına göre Antakya, M.Ö. 300 civarında Büyük İskender’in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Eski kaynaklara göre Antakya 300.000 bin nüfusuyla Roma İmparatorluığunun 3. dünyanın 4. büyük kentiydi. Babası Antiochus’un isminden Antiocheia adıyla kurduğu şehir çağlar boyunca önemli roller üstlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılma öncesinde Tayfur Sökmen’in Cumhurbaşkanlığında 10 aylık Hatay Devleti olarak tarih sahnelerinde yer alan Hatay 29 Haziran 1939 günü Hatay meclisinin oybirliği ile aldığı kararla Türkiye Cumhuriyetine katılmıştır. Hatay topraklarının anavatana katılma sürecinde ”Hatay Meselesi Benim Şahsi Meselemdir.” Diyen ve bu konuda açık ve kararlı bir tutum sergileyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün rolü büyüktür. 

Ertesi gün rotamız İskenderun'dan Antakya idi. Otelde kahvaltı sonrası grubumuzu bekleyen otobüslerimiz ile müze şehir Antakya’ya hareket ettik. Ilk durağımız; Samandağ-Çevlik oldu. Türkiye’deki tek Ermeni köyü olan Vakıflı Köyü’nü gezdik. Hıdır Bey Köyün de Tema tarafından koruma altına alınmış ve gövdesi yıllarca berber dükkanı olarak kullanılan Musa Ağacı’nın görülmesinin ardından Çevlik’e hareket ettik ve sonra öğlen yemeğimiz için Dervişhan Restorana vardık sonrası Romalılar döneminde büyük önem taşıyan Liman şehrini korumak için köleler tarafından dağ oyularak yapılan Titus Tüneli ve Kaya Mezarları’nı gezdikten sonra Hızır Nebi ile Musa Peygamber’in buluştuğu Hızır Nebi Türbesi’nin gördük ve ardından meşhur bahsettikleri Harbiye’ye vardık. dediklerine göre artık Harbiye'nin eski havası kalmamış ama bukadar bahsedildikten sonra buralara da gelmişken görmeden dönülemezdi. Antakya´nın ünlü mesire yeri Harbiye’de akşam yemeğimizi yörenin inanılmaz zenginlikteki kekik salatasından humusa varan çeşitli yiyeceklerin sunulduğu Hidro Restoran’da aldık ve burada tadı damağımızda kalan “künefe” den sonra şimdiye kadar yediklerimizin gerçek künefe olmadığını çok net anlamış bulunuyorum :)...  Hatay’da konaklama özellikle son yıllarda açılan oteller sayesinde sorun olmaktan çıkmıştır. Şehir merkezinde bulunan birçok otelin yanı sıra şehir merkezine yaklaşık 20 km uzaklıkta bulunan Antakya Ottoman Palace Hatay turizminin konaklama yükünü sırtlanmış bulunmaktadır. Ama siz Antakya havasını soluyabileceğiniz, şehir merkezinde ve temiz bir otel isterseniz size tavsiyemiz Eski bir sabun fabrikası olan (büyük dedemin eski sabunhanesi) ve geçirdiği restorasyonlarla bugünkü haline alan Savon Otel ya da eski Suriye Devlet Başkanının yazlık konutu olan The Liwan Otel olacaktır. Her iki otel de Asi nehrine yürüyüş mesafesinde olması, kaliteli servisi ve güler yüzlü personeli ile ön plana çıkmaktadır. Biz bu turumuz da Savon otelindeydik.

ve turdaki 3. günümüzde sadece dolu dolu Antakya vardı. Sabah kahvaltı sonrası üç kültürün birleştiği bu güzel şehrimizi tanımak üzere yerel rehber eşliğinde tam günlük şehir turuna çıktık. 1.Yüzyılda dünyanın en büyük 4.Şehri olan Antakya´da Amik Ovası’na hâkim ve şehri ikiye bölen Asi Nehri’nin geçtiği Mezopotamya´nın komşusu olan ve birçok farklı kültürü ve dini tarih boyunca içinde barındıran bu şehrimizde, ilk olarak Zeugma Müzesi’nin açılışı nedeniyle dünyada 3.sıraya düşen ve gördüklerimizin halı mı yoksa mozaik mi olduğunu ayırt edemeyeceğimiz Mozaik Müzesi’ni gezip, hemen karşısındaki Eski Hatay Cumhuriyetinin Parlamento Binası’nı ziyaret ediyoruz. Daha sonra damak tadı konusunda rakipsiz olan bu şehrimizde yemek için Sultan Sofrası´na gidiyoruz. (Yaprak sarma, semirsek, katıklı ekmek, aşur ve oruk çeşitlerini tatmanız tavsiye olunur) Yemek sonrası doğruca şehre geri dönüp Habib-i Naccar Cami’sini ve Hıristiyanlığın ilk başlatıldığı, bir mağara içindeki St. Pierre Kilisesi´ni ziyaret ediyor daha sonra sırayla St.Simeon Manastırını, kardeşliğin en güzel örneğini sergileyen kilise sinagog ve caminin bir arada bulunduğu “tarihi dar sokakları” gezip, Otele döndük. Dar sokakları gezerken yaşayan halkın bizi evlerine çağırmaları, çay ikram etmeleri candan yaklaşmaları biz İstanbul'dan gelenlere çok tuaf geldi, malesef böyle bir dünya olduğundan haberimiz yoktu ki. Akşam yemeğini Savon otelimizin avlusunda aldık. 

ve dönüş günümüz, Dünyanın ters akan tek nehri olan Orontes ya da bugünkü adıyla Asi nehrinin hayat verdiği Hatay’a ulaşım hem Havayoluyla hem de kara yoluyla sağlanmaktadır. İstanbul’dan karayoluyla birçok firma Hatay’a taşımacılık yapmaktadır. Yaklaşık 13 saat süren karayolunu tercih etmek istemezseniz, Türk Havayolları, Pegasus veya Sun Express’in Hatay’a düzenli olarak gerçekleştirdikleri uçuşları tercih edebilirsiniz. Bizde dönüşümüzü Antakya üzerinden gerçekleştirdik. Çantalarımızda Künefe ve Oruklarımızla...

Size kısaca anlatmaya çalıştığımız Antakya’yı mutlaka detaylı bir şekilde görmelisiniz. En az 3 gün ayırmanız gereken bu gezinizde, zamanınızı daha ekonomik ve verimli kullanabilmeniz için kesinlikle profesyonel bir ekipten yardım almalısınız.

Alem dergisinde 21/03/2012 tarihinde çıkan Kültür turlarımızın haberi...
Tavsiye Edilen oteller; Antakya'da
* SAVON
* LİWAN
* NARİN
* BÜYÜK ANTAKYA OTELİ
* OTTOMAN PALACE
* ANTİK BEYAZIT
İskenderun'da
* HATAYLI OTELİ

Afiyet Olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder